Çocuğunuz Okula Başlamaya Hazır mı?

Çocuk

Yaz mevsiminin sonuna yaklaşıyoruz. Genç nüfusun yoğun olduğu ülkemizde yaz mevsimi demek aynı zamanda okulların da tatil olmasını ifade ediyor. Okullarımız kapalı olmasına kapalı ama sınav sonuçlarının açıklanması, tercihlerin yapılması, yerleştirmelerin açıklanması bu yaz sıcaklarında hem öğrencilerin hem de anne babaların oldukça heyecanlı günler geçirmelerine neden oluyor.
Sadece çocukları sınavlara giren anne babalar değil yeni dönemde çocukları okula yeni başlayacak anne ve babaları da heyecanlı bir bekleyiş sardı. Daha okullar tatil olmadan en iyi okullar, en iyi öğretmenler araştırıldı. Bu arayışlar sonrasında karar verildi ve okula kayıt yaptırıldı. Şimdi sırada okullar açıldıktan sonra kendilerini ve çocuklarını nelerin beklediği… Bazen bu bekleyiş heyecanlı olduğu kadar endişeli ve gergin bir bekleyişte olabiliyor.
Çocuğunun henüz yeterince büyümediğini hazır olmadığını, hala oyuna çok düşkün olduğunu düşünen anne babaların aklındaki en önemli sorular acaba; ‘Çocuğum okula alışabilecek mi ve başarılı olabilecek mi?’ Bu soruların cevapları olumsuzsa anne ve babalar bu kez okula vermekle hata mı yaptık? Acaba 1 yıl geç mi başlamalı? Ama bu yıl başlamazsa yaşıtlarından bir yıl geride kalması onu psikolojik olarak nasıl etkiler mi? soruları sorulmaya başlıyor
Oysaki bu tarz endişeleri olan anne babaların unutmamaları gereken en önemli faktör okula başlamanın çocuğun hayatında önemli bir dönüm noktası ve çocuğun okul yaşantısının başlangıcı olan 1.sınıfın onun eğitim hayatında çok önemli bir deneyimi olduğudur. İlk deneyimlerini yaşadığı 1.sınıf onun bütün eğitim hayatı boyunca “okul ve eğitim” kavramlarını nasıl algılayacağını belirler. Olumlu deneyimler başarı ve iyi bir geleceğin temelini oluşturur.
Bu nedenle çocukları ilköğretim 1. Sınıfa başlayacak anne babaların kendilerine ilk sormaları gereken soru ÇOCUĞUMU HANGİ OKULA GÖNDERMELİYİM? Yerine “ÇOCUĞUM OKULA BAŞLAMAYA HAZIR MI? “ sorusudur.
Zorunlu eğitime başlama yaşı resmi olarak belirlenmiştir. Okula başlayabilmesi için önce bu yaşta olması gerekir. Ancak çocukları gelişimsel olarak değerlendirdiğimizde doğum tarihleri aynı olan çocuklarda bile bireysel farklılıklara her zaman rastlayabiliyoruz.
Özellikle okul öncesi eğitim almış çocuklar 1. Sınıfa başlayama oldukça hazırdırlar ve okul öncesi eğitim almayanlara göre daha avantajlıdırlar. Ancak bu kesinlikle 1 sınıfa başlayabilirler anlamına gelmiyor.
Bir çocuk için okul olgunluğuna ulaşmış dediğimiz de, fiziksel gelişim olarak öncelikle kronolojik yaşına gelmiş olmasını, büyük ve küçük kas gelişiminde yaşıtları ile aynı gelişim düzeyinde olmasını bekliyoruz. Özellikle küçük kas motor gelişiminde manipülatif becerilerinin gelişmiş olması okuma ve yazmayı öğrenmede önemli bir ölçüttür. Ayrıca görsel algı ve işitsel algılamanın yaş düzeyinden beklenen seviyede olması öğrenmeyi kolaylaştıran önemli faktörlerdendir.
Sosyal duygusal gelişimde özellikle annesinden ve evinden kolay ayrılabilmesi, yetişkinlerle ve yaşıtları ile iletişim kurabilmesi, kendisini ifade edebilmesini, sosyal ortamın gerekliliği olarak sırasını beklemesi, başladığı işi bitirmesi, sorumluluk alabilmesi, kurallara uyması bu alandaki en önemli kriterlerdendir.
Zihinsel gelişim olarak okuma – yazma ve aritmetik için gerekli temel kavramları kazanmış olması, derslerin 40’dak olduğu göz önüne alındığında uzun süre dikkatini toplayabilmesi gerekmektedir
Okumayı ve yazmayı öğrenmeyi kolaylaştıran en önemli faktörlerden biride dil gelişim düzeyindeki yeterliliktir. Kelime dağarcığı geniş olan, kendini iyi ifade edilebilen bir çocuk okuma yazmayı daha hızlı öğrenir. Ayrıca okula başlamadan önce bazı konuşma bozukluklarının da üzerinde durulması gerekir. Gerekiyorsa eğitim ve tedavi desteği alınmalıdır.
Özellikle küçük yaş çocuklarında gelişimi bir bütün olarak değerlendiriyoruz. Bir gelişim alanındaki gecikme diğer alanları da etkileyebilir. Örn Artikülâsyon (Konuşmada sesi yanlış çıkarma)sorunu yaşayan çocuğun etrafıyla sağlıklı sosyal ilişkiler kurmasını beklemek çok zordur. Çünkü karşı taraf tarafından anlaşılmama, alay edilme gibi olumsuz deneyimler, yakın çevresi ile ilişkilerinde sorun yaratacaktır.
Yine küçük kas motor gelişimi zayıf olan bir çocuktan doğru kalem tutmasını ve öğretmeninin istediği gibi yazmasını beklemek, çocuğu gereksiz zorlamak başarısızlığı tattırmaya neden olur. Yaşanan bu tür olumsuzluklarda çocuğun zamanla olumsuz benlik algısı geliştirmesi kaçınılmazdır.
Anne babaların çocukları ile ilgili endişeleri varsa bir uzmana danışmaları çocuklarının desteklemesi gereken gelişimsel alanlarının belirlenmesi açısından önemli olabilir.
Okula başlayan bir çocuk ilk kez ailenin dışında, yaşamının büyük bir bölümünü geçireceği bir başka ortama girmekte ve burada kendini ifade etmek durumundadır Bu süreç bazı çocuklarda kolaylıkla, severek, isteyerek, herhangi bir sorun çıkmadan gerçekleşir. Kendilerinden beklentilere cevap verebilirler. Ancak bazı çocuklar tam aksine bireysel farklılıklarından dolayı bu süreci çok çabuk atlatamazlar. Burada çocuğun, hem genel bireysel gelişiminin, yeteneklerinin, hem de çevreden aldığı izlenimlerin, yani daha önce öğrenmiş olduklarının büyük etkisi vardır. Sorun belirli bir olgunluğa ulaşan çocuğun yalnızca sınıfa girmeye alışması ile çözümlenmemektedir. Annesinden ayrılarak sınıfa giren çocuğu, bu kez de sınıf içinde yeni görevler beklemektedir. Ders süresince sırasında oturma, öğretmeninin anlattıklarını dinleme ve talimatlarını yerine getirme bu görevlerden bazılarıdır.
Yaşamın ilk yıllarında gelişim ve değişim oldukça hızlıdır. Bu zaman aralığında çocukların gelişimlerini değerlendirirken genellikle ay aralıklarının oldukça önemli olduğu bilinmektedir. Buradan yola çıkarak okul öncesi eğitim almış olmalarına rağmen özellikle yılsonu doğumlu çocuklarda okula başladıklarında çabuk yorulma ve sıkılma kendisinden beklenilen sürede sınıfta oturamama bu nedenlere bağlı olarak dikkat dağınıklığı görülebilir. Yıl olarak kendi grubuna uygun olmalarına rağmen yılın son aylarında doğan çocuklarda bu sorunlarla daha fazla karşılaşılmaktadır. Bu nedenle özellikle son ay doğumlu olan çocukların devam ettikleri okul öncesi eğitim kurumlarından gelişimi ile ilgili alınacak bilgiler anne ve babaların doğru karar vermesini sağlayacaktır.
Çocukların gelişimsel değerlendirilmesinde en önemli faktör gelişimin; her çocukta aynı olma ve bireysel farklılıkların her zaman olabileceğidir. Bu nedenle sadece yılın son aylarında doğan çocuklarda değil okula başlama yaşı gelen her bir çocuğun “ OKUL OLGUNLUĞUNA” ulaşıp ulaşmadığını takip etmek gerekir.
Anne ve babalar çocuklarını okula bir yıl geç başlatmaları konusuna endişeli yaklaşıyor. Yaşıtları okula başlarken kendi çocuklarının okula başlayamamasını ciddi bir problem olarak görürler. Oysaki bir çocuğun öğrenim hayatı boyunca bir yıl kaybının çok daha önemi olmadığını kabul etmek zorundayız. MEB İlköğretim Kurumları Yönetmeliği’nde gelişimini tam olarak tamamlamamış çocukların anne ve babanın isteği ile bir yıl geç başlamalarına olanak verilmiştir.
Bir şeyi öğrenmeye hazır olmayan çocuğa bir şey öğretmeyi denemek;
• Sadece verimsiz olmakla kalmaz.
• Başarısızlığa,
• Hayal kırıklığına,
• Olumsuz benlik algısına,
• Güvensizliğe, yol açar.

Okul yıllarının başlarında bu olumsuzlukları yaşan bir öğrenci arkadaşları ile aynı olgunluk düzeyine geldiğinde de kendi yaşındakilerin başardığı işleri yapmaya cesaret edemez. Kaygı düzeyi yüksektir. Uzun süre kendini ispatlamak için uğraş vermiş ve yorulmuştur.
Önemli olan yola erken çıkmak değil, çıktığımız yolda yaşayacağımız olumlu deneyimlerimizdir.
Okula başlayacak tüm çocuklarımıza başarılar dileğiyle…

Yorum yapmak ister misiniz?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir